Yazarken konuşmazdım.
Her duygu konuşulmayı hak etmezdi, ama sağaltılıp yazılmayı hak ederdi.
Neden sonra, yazmak durdu, güldür güldür hissetmek, günlerce düşünmek ve mutlaka ifade etmek haline kapıldım.
Paldır küldür dökülmeye başladı bütün duygular - olası senaryolar - olası duygular, binbir yolla, sırf anlaşılmak uğruna… yazsam 3 cümleyle anlatacağımı, belki de tam yerinden 1 kerede acıtacağımı, bir türlü bitmek bilmeyen konuşmalara ve defalarca acıtmaya bıraktım.
Bu sabah bunu anladım.
Sarkacın aralığını kısaltmak lazım.