12 Temmuz 2017 Çarşamba

doğru soruyu sor

o zamanlar facebook yoktu, olsaydı belki; tarihte bugün de yeri olurdu ama yazar mıydım buraya ve okur muydum taziyeleri bilmiyorum...

o zamanlar ne hissedeceğini bilemeyen, varlığı ile yokluğunun birbirine karıştığı bir adamı kollarında kaybeden bir özgün vardı, şimdi ki özgün olsaydı bilir miydi ne hissedeceğini? 

o zaman da bu geceyi böyle sakin ve bir başına karşılamıştım bir balkonda, bu zamanda bu geceyi böyle sakin ve bir başıma karşılıyorum bir masada. 

öyle bir duygu ki bence, bunu yaşamış olanların kalbi acıyacak her seferinde bir başkasının kaybında, yaşamamış olanlar hayal bile edemeyecekler yokluğun getirdiği boşluğu.

o zaman da ilk ve son yudumu hatırına kaldırmıştım, bu zaman da.

hiç fena olmazdı birlikte olduğumuz; benim, beni, ben olarak bildiğim ve onu, o olarak hatırladığım kadarıyla olduğumuz bir fotoğraf...

o zaman da arayıp şefkatine sığındığım bir sevgili yoktu… vardı da yoktu. şimdi de… babam da öyleydi. vardı da yoktu. hep varlar da yoklar.


ancak bir varmış bir yokmuş insan; varken nasıldın, yokken nasılsın? cevaplanamayan bir soruymuş insan.


Bu bir senaryo mu, kaleminden yaratılan?

Parmaklarımla kendime doğru ittirdiğim kristal viski bardağının içindeki beyaz şarabın her yudumunun, Cihangir’deki sohbetlere meze yapılış...