27 Eylül 2024 Cuma

İç bağırtı

Kadehlerimizin doluş anının sürekli farklı olması hiç mi dikkatini çekmiyor mesela?

Niye aynı anın bir parçası olmaktan bu kadar uzağız?

Bu kadar uzakken bir sürü şeye nasıl oluyor da katlanabiliyoruz?


Bu gece resmen derin bir nefesten sonra "yeter" diye sarstı içimdeki ses ve seslendim sana “bence ayrılmamız daha doğru” dedim.

Ve uzun, sessiz, ortak tek yerimizmiş gibi şarkılara tutunarak dakikalar geçiriyoruz.

Ne tuhaf ne acı ne komik ne ağır. 


İki tutulma arası, bir mevsimi başlangıcından merhaba. Allah hepimize kıymıklarımızı hayırlısıyla çıkartmayı nasip etsin.


Öyle sessizce anca bi şarkının peşine oturmuşuz. 

Ne anlıyorum ne anlaşılıyorum hissi. Bir garip boşluk, öyle bir garip sensizlik bensizdik … Parmaklarının düzensiz melodisinde can bulmamı istiyorsun, yersizce ve çaresizce…

Bir önceki duygunun peşi sıra giden bir tüh halin var. Öyle açık görüyorum ki şaşırırsın. 


Şimdi seninle bu sakinmiş gibi görünen iç çatlatıcı sessizlikte, bir gitar solosunun peşine duygularımızı feda ediyoruz. Sessizliğimiz sorumlu hissetmeyişimizden belki de…


28 Ağustos 2024 Çarşamba

özet

Yapabileceklerimin hepsini yapıyorum, bazılarını her gün, bazılarını birkaç sefer… 

Yapabileceklerimin hepsini yapıp, bir odada, bir koltukta, bir yatakta bekliyorum. Öylece... 

“Arkadaşın olduğum yerden anlatacağım” ön girişinin verdiği güveni özledim. Konular onu ya konuşmayı isteyecek kadar rahatsız etmiyordu, ya da konuşmayı istemeyecek kadar rahatsız ediyordu. 


İki kişilik yalnızlık, tek kişilik yalnızlıktan çok daha sert.


Çok uzun günlere yayılan tek kişiliğimi dolduracak kadar şey biriktirememişim henüz. Buradaki bu kendine muhtaç yaşam, beni kendimden memnuniyetsiz bir hale soktu. 


Anladım ki onun için bi anlam veya nasıl desem bi şey olabilmem için çok uzun süre geçmesi lazım. Yani anca anılarında yer eden şeylerin değerini konuşuyorsun. Zaman ne kadarsa, o kadar zaman geçmeden, belli bi değer seviyesine geçemeyeceğim. 



dil yarası

Yazarken konuşmazdım.   Her duygu konuşulmayı hak etmezdi, ama sağaltılıp yazılmayı hak ederdi. Neden sonra, yazmak durdu, güldür güldür ...