Kadehlerimizin doluş anının sürekli farklı olması hiç mi dikkatini çekmiyor mesela?
Niye aynı anın bir parçası olmaktan bu kadar uzağız?
Bu kadar uzakken bir sürü şeye nasıl oluyor da katlanabiliyoruz?
Bu gece resmen derin bir nefesten sonra "yeter" diye sarstı içimdeki ses ve seslendim sana “bence ayrılmamız daha doğru” dedim.
Ve uzun, sessiz, ortak tek yerimizmiş gibi şarkılara tutunarak dakikalar geçiriyoruz.
Ne tuhaf ne acı ne komik ne ağır.
İki tutulma arası, bir mevsimi başlangıcından merhaba. Allah hepimize kıymıklarımızı hayırlısıyla çıkartmayı nasip etsin.
Öyle sessizce anca bi şarkının peşine oturmuşuz.
Ne anlıyorum ne anlaşılıyorum hissi. Bir garip boşluk, öyle bir garip sensizlik bensizdik … Parmaklarının düzensiz melodisinde can bulmamı istiyorsun, yersizce ve çaresizce…
Bir önceki duygunun peşi sıra giden bir tüh halin var. Öyle açık görüyorum ki şaşırırsın.
Şimdi seninle bu sakinmiş gibi görünen iç çatlatıcı sessizlikte, bir gitar solosunun peşine duygularımızı feda ediyoruz. Sessizliğimiz sorumlu hissetmeyişimizden belki de…