3 Ağustos 2019 Cumartesi

yaş hali

Yaşlanmak istemiyorum... Yaş almak da istemiyorum. Yaşlanan ve yaş almak istemeyen bir insanın en büyük ironisi bu olmalı, yaşını göstermemek.

Zamanla bu kadar barışık olduğumu düşünürken, bir adam-çocuğun etkisiyle kendimi zamanının ötesinde bir yaşa ilerleyen bir kadın gibi hissetmem… Hiç iç açıcı değil. Bu sıkışmışlığın ortasında...

Zaman geçtikçe azalacağını düşündüğüm şeylerin, zaman geçtikçe çoğalmasını bertaraf edemediğim bir yaştayım. Kırgınlıklarım daha az, vazgeçişlerimin daha çok olduğu yaştayım. Kendimi kandıramadığımı gördüğüm, kendimi kandırabilmeyi çok istediğim yaştayım. Yarasını görüp, yarasına dokunmadığım yaştayım. Bi yaştayım ki asla göstermediğim ama bütün hücrelerimde kabulünü yaşadığım.

Ne yani bütün bu hezimet bir yaş hali mi? Ne yani elimde, avucumda, kalbimde izi olanların esamesinin okunmaması gibi bir yalnızlık mı bu yaşadığım şimdi? 
Hani sen, şimdi, silik? Hani ben, şimdi, kayıp?

Kurtuluş, İstanbul

dil yarası

Yazarken konuşmazdım.   Her duygu konuşulmayı hak etmezdi, ama sağaltılıp yazılmayı hak ederdi. Neden sonra, yazmak durdu, güldür güldür ...