Bir Delinin Akıl Günlüğü / 3

Bugün Cuma, kırmızı Cuma, kıpırtısız Cuma, kıymetsiz Cuma, kısmetsiz Cuma.

Meydana indim bugün, seni karşılamak için. Avizelerin taşları gibi yanaklarından aşağıya inen, öpmek için heyecanlandığım, parmaklarımın aksi yüzüyle usulca okşadığım, güçlü yüzünün kenarını süsleyen bıçkın favorilerini görmek için. İskeleden ileri yürüyünce her adımımda karşıma çıkan balık ve limon kokusunu içime çekerek beklemek için. Limonun ekşi kokusu genzimi yakarak doldu ciğerlerime, irkildim. Bulut beyazlığında, içinde çocukların koşturduğu koridorlarıyla, kulaklarımda çınlayan boğuk sesiyle çıkardılar seni vapurdan. Düşsem beni tutacak en yakın iskele direğine dayandım goncası kapanmış tenimle, sonbahar yapraklarının yerde uyuması gibi garanti altına aldım bedenimi. Denize düşen uçurtma oldu saçlarım, seni çıkardılar vapurdan. Seni, arkanda bıraktığın dalga izleriyle çıkardılar. Avuç dolusu kumun parmaklarından aşağıya yavaşça dökülmesi gibi geçtin yanımdan. Beni, senin susan kalbinin sarı kumlarında bıraktılar. Sen beni, perdesi çekilmiş bir hayatta; ben seni, meydanda bıraktım.

Perdeden yansıyan ışık yetmiyor bana efendi! Şu ışıkları açın artık! Zamansız kapatıyorsunuz ve zamansızlık böyle bir şeydir… Sen istediğinde olmayan şeylerin, sen istemediğinde olmasıdır. Ah doktor bey, perde kalktığında zamanın aslında olmadığını anlayacaksın sen de. İşte hayat budur.

Mesela ben nerdeyim şimdi? Burası 3 duvar 1 pencere. Hayatımın en büyük yanılgısı, geri kalanımın en büyük yansıması oldu. Herkes gibi davrandım, ama herkesin beklediklerinden farklı sonuçlar içinde oldum. Ve işte buradayım. Ne begonviller, ne yaseminler, ne sümbüller gördü gözlerim. Ya şimdi? Siyah ferforje parmaklıkların arasından sokak ışığına talibim. Bir tek ona talibim… Buna da razıyım, bundan da mutluyum. Yeryüzünün kurallarından azade oldum ben, kendi iklimimi yarattım burada. Ilık ama yağmurluyum şimdi.

İstanbul, Kalamış

Yorumlar

Popüler Yayınlar